Eğitim Mehmet Yaşın'la "Sapfo ile Rumi'nin Karşılaşması" üstüne bir söyleşi “Rumi için hep ‘İlahi Aşk Peygamberi’ denir. Fakat onu dini inanç yerine şiir sevgisiyle okuyan herkes ilahi aşktaki erotik boyutu da hissetmekte gecikmez. Rumi şiirinin bu ikili aşk yanı, onun… Hakan Kaplan 6 Nisan 2026 Sevgili Mehmet Yaşın’ı ismen biliyordum ve birkaç şiir kitabını okumuştum, okuma buluşmaları etkinliklerimiz dolayısıyla Gümüşlük Akademisi’nde bulunduğum sırada da kendisiyle tanışmıştım. Sonra 3 Şubat 2021’de “Gümüşlük Gün Batımı Şiir Akşamları” buluşmalarımız sırasında onun şiirlerini okurken, Kalbi Durmuş Zamanda adlı şiir kitabında yer alan “ Karşılaşma ” ile karşılaşınca çok etkilendim ve kendisiyle bu konuda yazıştım. Onun bu yapıtı 2025 aralık ayında Türkiye’de ilk kez İthaki Yayınları tarafından yayınlanınca hemen edinip okudum ve kendisine yeniden bir mesaj yolladım, hem kutladım, hem de bu kitapla ilgili bir e-söyleşi yapmak istediğimi söyledim. Sağ olsun kabul etti ve sorularıma çok hızlı yanıt verdi. Yanıtları o kadar ve dolu ve öğreticiydi ki, bunu yıllardır yazı yollamadığım bianet/biamag’da yayınlanmasının iyi olacağını ve daha çok okura ulaşacağını düşündüm. İşte o söyleşi ve sevgili Yaşın’ın yanıtları… “Rumi ile Sapfo arasındaki heyecan verici koşutluk” Sapfo ile Rumi iki ayrı yer, mekân ve zamanlı iki önemli şair. Siz onları bu yapıtınızda aynı çerçevede ele alıyor ve birbirine koşut olduğu düşüncesini ileri sürüyorunuz. Bu koşutluğu ilk kez ne zaman ve ne vesile ile fark ettiniz ve birlikte düşündünüz? Rumi’nin Elen dili ve şiirine yakınlığını keşfetmemle başladı. Mezarı üstünde bir şiiri var, mizahi de görünebilecek bir cenaze şiiri; ağıt diyemiyorum. Bu şiirin eski Rum Halk Edebiyatı’nda “Sınırüstü Şiirleri” denen ve daha ziyade Anadolu ile Suriye arasındaki bölgelerde üretilen türkülerle tıpatıp benzediğini, adeta uyarlandığını fark edince, Rumi’nin Elence şiirle ilişkisinin orada durmayacağını düşündüm. Nitekim, Elence yazılmış dizeleri de var. 1990’ların sonu filan olmalıydı, çünkü mezarındakiyle benzeşen “Trantafilleni – Gülden” adlı o şiiri 1999’da YKY’nin yayımladığı Eski Kıbrıs Şiiri Antolojisi’ne almıştım. Ardından İngiltere’deki doktora çalışmamın neredeyse tümünün aktarıldığı daha kapsamlı, 600 sayfa kadar bir baskısı, MÖ 9. yüzyıl başlarından 20. yüzyıl sonlarına kadar olan çok dilli şiirleri derleyecek şekilde Diller ve Kültürler Arası Bir Edebiyat İncelemesi: Kıbrıs Şiiri Antolojisi adıyla yayımlandı. 2005’te “Memet Fuat Eleştiri ve İnceleme Ödülü” kazanmasına rağmen o kadar kalın bir kitabı yayıncı tekrar basmaya hevesli olmayınca, birkaç yıl önce Cyprianka: Kıbrıs Şiirinin 3000 Yılı adlı daha kısa bir versiyonu yayımlandı. Rumi’yi 2000’lerin başında daha iyi öğrendikçe, zaten üç dilden takip ettiğim Sapfo’yla arasındaki heyecan verici koşutluğu keşfetmeye başladım. Sapfo’nun ilk kadın felsefeci olduğuna dair bir kanım var. Onun hakkında Sapfo ile Rumi’nin Karşılaşması dışında yazmıştım. Kitapta da belirttiğim gibi şairliği öne çıkıp filozofluğu silinen Sapfo’ya mukabil, Rumi’nin filozofluğu öne çıkıp şairliği silinmiş. Türkiye’de adına “Mevlâna” denerek şiirleri asli şiir geleneğini oluşturan kaynaklar arasından çıkarılmış ve dini bir figüre dönüştürülmüş. Düşündüm ki, Sapfo ile Rumi’nin ikisi de şair-filozof. Goethe, Nietzsche gibi, bu çok özel bir durum. Türkçede daha şiirsel diye bu kitabımda Eflatun olarak anılan Platon’u da Sapfo’nun bir biçimde etkilediği düşüncesindeyim. Nedenlerini kitapta izah ediyorum. İşte Rumi ile Sapfo’nun ikinci bağlantı noktası Platon üzerinden kuruldu. Platon, Sapfo’dan onun tersine giderek etkileniyor, Rumi ise Platon’dan onunla büyük ölçüde doğru yönde giderek etkilenmeler taşıyor. Belki biraz da tesadüfle, yazacağım bir yazı mı çevireceğim bir şiir mi vardı, her ikisinin şiirlerini aynı sıralarda okuduğum bir dönemde, aralarındaki zamanı ve mekânı aşkın bu çoğul koşutluğun esin vericiliği şiirsel bir metne dönüştü.&nbs